Çağdaş İkonoklazm
Bir çağ dönüşümü yaşıyor olduğumuzdan artık pek kimsenin kuşkusu yok. Modernlik siliniyor. Birbirlerinden doğan evrensellik-ulusallık-bireysellik, sekülarizm/laiklik, kamusallık gibi oluşumlar aşınıyor. Ya anlamsızlaştırılıyor ya da yeniden anlamlandırılıyor. Başta da toplumsallık geliyor. Modern siyaset biliminin ve sosyal bilimlerin temel kategorisi... Küreselleşmeyle birlikte kapitalizmin bütün yeryüzünü kuşatması sonucunda, siyaset, artık toplumsal/sınıfsal farklılıklar üzerinden örgütlenmiyor, kültürel farklılıklar üzerinden örgütleniyor. Kapitalist devletin, toplumu sermayenin dizginsizliğine karşı kolladığı neoliberalizm öncesi "toplumsal adalet", "toplumsal refah" retoriği geride kaldı. Yeni rejimin mimarlarından Margaret Thatcher'ın ünlü lafıyla "toplum bitti".
Başkanlık Sarayı ve Mimarlık Tarihi
Erdoğan için Ankara’da inşa edilen “Başkanlık Sarayı” tamamlanmak üzere. Atatürk Orman Çiftliği’nde (AOÇ) 150 dönümlük bir arazi üzerine oturan, 1000 odalı sarayın inşaatı için 3000 ağaç kesildi. AOÇ’nin birinci derecede doğal sit alanı olması dolayısıyla Danıştay inşaatı durdurma kararı aldı. Başkan, bunun üzerine, “Dünyada örnek başkanlık binasından bir tanesini de elhamdülillah Yenimahalle’de inşa ediyoruz. Bunu da durdurmaya çalıştılar biliyor musunuz? Neyi durduruyorsun yav?... Sıkıysa gel durdur” diyerek, ‘kuvvetler ayrılığı’na olan saygısını ifade etti. Ona göre sarayını durduran “parallel yargı” idi. Yani Fethullah Gülen’in “parallel” iktidarı.
Georges Bataille'da Erotizmle Ölümün Birliği ve Sanat
Bataille'ın bir Katolik rahibi olmayı bırakarak edebiyatla uğraşmaya başlamasının ardından yazdığı ilk romanı, Gözün Hikâyesi (1928). Takma adla yazıyor: Lord Auch, yani Lord Bok-Çukuru. Bu romanın son sahnelerinden birinde, Simone, arenada yeni öldürülmüş olan bir boğanın hayalarını bacak arasına sokuyor. Bir sonraki sahnede de, arkadaşına öldürttüğü bir rahibin o anda sökülen kan içindeki bir gözünü içine alıyor. Aynı zamanda rahibin penisinin üzerine oturuyor ve idrarını yapıyor. Bir başka Bataille romanı olan Göğün Mavisi'nde (1935-36) Tropmann, annesinin cesedi karşısında şehvete kapılır.